Tohumluklar
dışındaki genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünleri ile genetiği
değiştirilmiş organizma ve ürünlerini içeren gıda ve yem maddeleri hakkında
karar verme, işleme, ithalat, ihracat, izleme, tescil, etiketleme, kontrol ve
denetim ile ilgili usul ve esasları kapsayan “Gıda Ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı
Değiştirilmiş Organizmalar Ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı,
Kontrol Ve Denetimine Dair Yönetmelik” 26.10.2009 tarih ve 27388 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi ve sesler yükseldi.
Yükselen sesler
karşısında Tarım Bakanlığı, 26 Ekim’de yayımlanan GDO içeren ürünlerin
ithalatıyla ilgili yönetmeliği kamuoyundaki tartışmalar sonrasında
değiştirdiğini açıkladı. Etikete ’GDO yoktur’ yazma yasağını kaldırmak, bilim
kurulunu konuyla ilgili uzmanlardan kurmak gibi olumlu kararlar da içeren
yönetmelik, ithal edilen gıda ürünlerinin GDO denetimini ise 1 Mart 2010’a
erteledi.
Tarım
Bakanlığı'nın çıkardığı yönetmelikle GDO'ların medyanın gündemine oturması, birçok
konuda olduğu gibi yeni bir icatmış havası yarattı. Beraberinde tarafların
karşılıklı açıklamaları, sert tartışmaları karışık kafaları iyice bulandırdı.
Can havliyle herkes kendini bir safa atma ihtiyacı hissetti.
Birçok kişi
GDO’nun ne anlama geldiğini yeni yeni öğrenirken, bazıların için sağlığı tehdit
eden en zararlı organizmalar, bazıları içinse hiçbir zararı olmayan, gelecekte
dünya nüfusunun artışı ve bununla beraber kaynakların azalmasına bağlı insanlığın
karşılaşacağı olası açlığa bir çözümü temsil ediyor.
Aslına bakılırsa
GDO'yla ilgi tartışmalar ilgili taraflarlaca uzun zamandır tartışma konusuydu.
Konuya ilgili akademisyenler, sivil toplum örgütleri, sektör temsilcileri oluşturdukları
karşıt ve taraf platformlar üzerinden sesleri duyurmaya, dertlerini anlatmaya
uzun zamandır çalışıyorlardı.
GDO'lar üzerine
yapılan bu tartışmalar karşıtlar ve taraflar için su götürmeyecek bir
gereklilik ve yaşamsal bir hak. Doğru zeminde, doğru argümanlarla, eşit
şartlarda yapılacak tartışmalar en nihayetinde insanlığın sağlıklı geleceği
için doğru olanı gösterecektir.
Ne bilimin önüne
geçen takıntılı, kör bir zihniyet ne de yeryüzündeki yaşamı ticari menfaatler
uğruna harcayan bir anlayış...