T.C Merkez Bankası Döviz Kurları -    EURO:>Alış 2.081 - Satış 2.091 - E.Alış 2.079 - E.Satış 2.094    DOLAR:>Alış 1.531 - Satış 1.538 - E.Alış 1.529 - E.Satış 1.540    İNGİLİZ STERLİNİ:>Alış 2.283 - Satış 2.295 - E.Alış 2.281 - E.Satış 2.298    İSVİÇRE FRANGI:>Alış 1.421 - Satış 1.430 - E.Alış 1.419 - E.Satış 1.432    DANİMARKA KRONU:>Alış 0.2796 - Satış 0.2810 - E.Alış 0.2794 - E.Satış 0.2816    JAPON YENİ:>Alış 1.691 - Satış 1.702 - E.Alış 1.685 - E.Satış 1.709    
Anasayfa
Profil
Künye
Reklam
Abonelik
Digital Dergi
İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Açılış Sayfası Yap

Mail Haber Servisi
E-Mail :









YENİ SAYI


Tarım Market Dergisi 2010 Ocak - Şubat sayısı çıktı




 

 
Bayer, pamukta pazar hedeflerini büyüttü

 

Tohumculuk sektöründe Dünya’nın ve Türkiye’nin önde gelen firmaları arasında yer alan Bayer, Türkiye’de özellikle pamuk tohumu konusunda etkin çalışmalar yürütüyor. Bu sene Türkiye’ye yeni getirdikleri iki çeşitle pazardaki ağını genişletmeyi hedefleyen firma, özellikle Çukurova ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde daha fazla söz sahibi olmayı hedefliyor.

Bayer, adı “Kriz Yılı”na çıkan 2009’da neler yaşadı? 2010’dan ne bekliyor, ne hedefliyor? Türkiye’deki pamuk sektörüne nasıl bakıyor? GDO tartışmalarını nasıl yorumluyor, bu konuda ne düşünüyor? Tüm bu soruların cevapları ayrıntıları ile Tarım Market Dergisi Ocak-Şubat sayısında yer alacak ama biz, Bayer BioScience Türkiye ve Orta Asya Bölüm Müdürü Ersin Arısoy ile yaptığımız görüşmeden bir miktar özeti aşağıda satırlarımıza taşıdık; devamı için de, biraz merak iyidir diye düşünüyoruz ve Ocak –Şubat sayımızı edinmenizi tavsiye ediyoruz.   

 

2009 tohumculuk sektörü için büyüme yılıydı

Ersin Arısoy, “2010’a herkes gibi biz de umutla bakıyoruz” diyerek başladı konuşmasına. Türkiye’de tarımın daha profesyonelleştiğini ve daha modernize olduğunu söyleyen Arısoy hemen ekledi ve “Bunda, tohumculuk sektörünün ya da tohumculuk firmalarının da çok büyük katkısı var”

Arısoy, 2009 yılının zorluklarla geçmiş bir yıl olmasına karşın, tohum sektörü için yine de bir büyüme yılı olduğunu dile getirirken, tarım firmalarının pek çok alanda da büyüme kastettikleri ifade etti.

 

Pamuk ekim kalitesi yükseldi

Arısoy, pamuk ekim kalitesinde çok ciddi bir yükselme olduğunu söylerken bunun temelinde de bilinç artışının yattığına dikkat çekti.  Arısoy, çiftçilerin duyumlarla değil, gerçek uygulamalarla karar verir hale geldiğini söyledi.

Pamukta küresel ekonomik kriz öncesinden beri bambaşka bir kriz olduğunu hatırlatan Arısoy, pamuk ekim alanlarının 700 bin hektardan 200 bin hektara düştüğünün bilgisini verdi. Arısoy, ekim alanlarındaki bu azalmanın bütçesel anlamda da firmaları etkilediği belirtti.

 

2010 hedefleri…

Bayer, özellikle bu sene pazara yeni sokacakları çeşitleri olan Gloria ve Claudia ile pamuk ekim alanlarındaki etkinliğini arttırmayı hedefliyor. Bayer’in bu yeni çeşitlerle gözüne kestirdiği pazarlar ise Çukurova ve Güneydoğu Anadolu’daki pamuk ekim alanları.

Firmanın diğer bir hedefi ise, FiberMax Sertifikasyon Programı’nı yaygınlaştırmak ve böylece, pamuğu daha çırçır aşamasında sertifikalandırarak, tekstilciye tek balya halinde ulaştırmak. FiberMax Sertifikasyon Programı hakkında bilgi veren Arısoy, 2009’da bu konuda hedefledikleri balyama miktarını yakaladıklarını söyledi.  

 

Pamukta asıl önemli husus randıman

Pamukta verimin göreceli bir kavram olduğuna dikkat çeken Arısoy, verimin çiftçiden çiftçiye, araziden araziye ve doğa koşullarına göre farklılık gösterdiğini ifade etti. Arısoy, pamuk konusunda çiftçinin ve çırçır işletmelerinin öncelikle dikkat ettikleri noktanın çeşitlerdeki randıman olduğunu söyledi ve ekledi: “Bizim yeni çeşitlerimizde randıman 46-47’lere kadar çıkabiliyor. Ortalamanın 40-41’ler civarında olduğunu düşünürseniz, bu 5-6 puanlık ekstra bir randıman ve çiftçinin bunu görmesi çok kolay.”

2009 Eylül ayında, Şanlıurfa’da AgroArena etkinliği düzenlediklerinin bilgisini veren Arısoy, “Burada, bölgenin önde gelen yaklaşık 30 tane çırçır işletmesine, tarlanın ortasında pamuğu çırçırladık, randımanını gösterdik ve yüzde 48 randıman gördüler. Bu, onlar için muhteşem bir rakam. Yüzde 48 randıman demek, çok rahatlıkla dekarda 50 kilo ekstra verim almak demek. Çiftçi bunu gördüğü zaman o tarafa doğru kanalize olacaktır” şeklinde konuştu.  

 

Pamuk üretimi neden düştü?

Ersin Arısoy’a son yıllarda pamuk ekim alanlarındaki bu ciddi düşüşün nedenini sorduk. Arısoy bunun ana nedeninin pamuk üretimindeki maliyet yüksekliğinin olduğunu kaydetti. Çiftçinin yaptığı maliyet hesapları sonrası, pamuk yerine, kazanç bakımından eşdeğer olan mısır ve buğday ekimine yöneldiğini söyleyen Arısoy, çiftçinin bu nedenle maliyetleri daha düşük olan ürünlere yönelerek yine aynı kazancı elde ediyor olmasının bu durumda etkili olduğunu kaydetti. Arısoy, tekrardan 700 bin hektar pamuk ekim alanlarına ulaşmanın çok zor olduğunu söylerken, üreticiyi pamuk ekimine yönlendirmek için teşvik sisteminin geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

 

Türkiye’de GDO teknolojisine ihtiyaç var mı araştırılmalı

Türkiye’de tarım üretiminde verimin düşük seviyelerde olmadığını söyleyen Arısoy Türkiye’nin çok ciddi bir ilaç probleminin de olmadığını,  böyle olunca da, hükümetin GDO teknolojisine çok fazla ihtiyaç var mı, yok mu bunun hesabını yapması gerektiğini dile getirdi.

GDO yönetmeliğinin farklı boyutlara çekildiğini ifade eden Arısoy, hükümetin aslında yönetmelikle GDO’ya yasak getirdiğini ve yönetmelik koşullarında da kimsenin kolay kolay Türkiye’ye GDO’lu bir ürün getirmek istemeyeceğini söyledi.

GDO ve Biyogüvenlik yasasına ilişkin görüşlerini sorduğumuz Ersin Arısoy, “Türkiye GDO’lu tohum üretmeyebilir, GDO’lu tarım yapmayabilir ama GDO’lu ürünlerle ilgili deneme yapmalıdır. Hem üniversite ve laboratuar ortamında hem de tarla ortamında bunu yapmalıdır. Bu teknolojiyi en azından gözlemlemelidir. Yani, bu bir teknoloji ve dünyanın önde gelen ülkeleri bunu kullanıyor; bir şekilde bu var, bundan kaçamazsınız. Türkiye’de de buna kanunlar çerçevesinde şekil verilmelidir. Biyogüvenlik yasası bu şekli verecek bir yasadır. Türkiye’de firmalar bununla ilgili bakanlığın kontrolünde denemeler yapmalıdır. Ancak bu getirilecek kanun maddeleri çok katı kurallar da içermemelidir. Yani, çok ciddi cezalardan ve sorumluluklardan bahsediliyor” şeklinde cevap verdi.

 

21.01.2010




OKUR YORUMLARI & YORUM YAPIN


İsim Soyisim:
Eposta Adresiniz:
Yorumunuz:





10.03.2010

Haber Ara:
Baş Yazı

Bir kabusun (kriz) ardından…
Devamı

Ersin Dalga